Sabah Gazetesi – 5 soruda çocuğa ölümü anlatmak

Çocuk ve ölüm….. Biri hayatın başını temsil eden bir kelime iken, diğeri ise yaşamın sonunu anlatan birbirine hiç yakışmayan iki tezat kelime. Ama ne var ki bu zıtlık ikisinin yaşam içinde yan yana gelmeyeceği anlamına gelmiyor. Ve akla geldiği zamanda ilk düşünülen yetişkinlerin bile anlamakta, kabullenmekte zorluk çektiği soyut bir kavram olan ‘ölüm’ü çocuk nasıl idrak eder, ona bu durum nasıl anlatılır? Nasıl anlatılmalı ki bu süreci en az hasarla atlatsın.

Şüphesiz çocuğa ölümü anlatmak yaş gruplarına göre değişiklik göstermektedir. Aşağıdaki bilgiler genel olarak çocuklara ölümü anlatma sürecinde en çok merak edilen sorulara cevap niteliğindedir.

İşte Uzman Psikolojik Danışman Şirin Şinikçi’nin açıklamaları

Ölüm haberi çocuğa verilmeli mi ? Bir müddet ertelenmeli mi ?

Ölüm olayı gerçekleştikten sonra çocuğun yakınındakiler – belki de işin zorluğundan kaynaklı olarak- haberin verilmemesi, ‘hastanede tedavi görüyor, uzak bir ülkeye, şehre çalışmaya gitti, vb. şekillerde’ erteleyerek çocuğun daha anlayabileceği bir yaşa gelmesini beklemeyi düşünebiliyorlar. Etrafında değişik bir durumun farkında olan çocuğa gerçek söylenmez de yukarıda ifade edildiği gibi gerçeğin üstü örtüldüğünde çocuğun kaygı durumu artacaktır. Daha sonra gerçekleri öğrendiğinde ise ‘güven’ duygusu ciddi anlamda zedelenecektir. Yaşanılan durum her ne ise çocuğun yaşına uygun olarak anlatılmalıdır.

Ölüm haberini çocuğa psikolog, pedeogog, ya da herhangi bir ruh sağlığı uzmanı mı vermelidir?

Hayır. Ölüm haberi çocuğa kendine en yakın hissettiği, en sevdiği kişi tarafından verilmelidir. Ölüm gibi sarsıcı bir haberin çocuğa daha önceden hiç tanımadığı bir yabancı tarafından verilmesi olayın kabullenişini daha da güçleştirir. Ayrıca tanımadığı birisinin yanında çocuk gerçek duygularını da bastırmak zorunda kalabilir. Şayet ölen kişi çocuğun babası ise annesi, annesi ise babası haberi vermelidir. Kişiler bu olayı söylemeye kendilerini hazır hissetmiyorlarsa çocuğun anne – babadan sonra 3. şahıs olarak çok sevip güvendiği kim varsa o anlatmalıdır.

Ölüm çocuğa nasıl anlatılmalıdır?

Özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklara ‘öldü’ kelimesi yerine artık yaşamıyor denmesi uygun olur. Somut işlemler döneminde bulunan okul öncesi çocukları için ‘ölüm, ölü’ gibi soyut kavramlar anlaşılmaz gelecektir. Bunun yerine yaşamıyor yani; artık yürüyemeyecek, konuşamayacak, yemek yiyemeyecek, hissedemeyecek, gülemeyecek vb. şeklinde somutlaştırılması gerekmektedir. ‘Uzun ve derin bir uykuya daldı, gitti, melek olup cennete uçtu’ gibi doğruları anlatmayan metoforlar hem ölümü özendirebilir, hem de uykuya karşı şiddetli bir korku geliştirebilir (örnekte uyku verildiği için uykuya karşı korku geliştirilebilir dendi, başka bir metoforda da durum yine aynı olacaktır). Örneğin her uykuya dalan kişinin öleceğini düşünmesi gibi.

Ölüm haberi çocuğa nerde verilmelidir?

Ölüm haberi çocuğa kendini en güvende ve de iyi hissettiği bir ortamda verilmelidir. Daha önce hiç bulunmadığı yabancı bir ortamda asla söylenmemelidir. Sakin, sessiz bir ortam tercih edilmelidir. Çok sevdiği bir oyuncağı, eşyası da – ondan güç, destek alması için – eline verilebilir, yanın da bulundurulabilir.

Çocuk cenaze törenine götürülmeli midir?

Şayet törende aşırı travmatik sahneler yaşanmayacaksa (ağıt şeklindeki ağlamalar, dövünmeler, abartılı hareketler vb.) ve çocuk gelmeyi kendisi de isterse törenler yaşanılanı çocuğun kafasında somutlaştırması açısından faydalıdır. Ayrıca törende diğer insanların da varlığını gören çocuk yalnız olmadığı duygusunu yaşayacaktır. Özellikle de okul öncesi dönemdeki çocuklar için ‘mezar – mezarlık’ kelimeleri kullanılmamalı, onun yerine ‘…..bahçesi’ şeklinde bir tabir tercih edilmelidir. …. bahçesine gidip çiçeğimizi vereceğiz, ya da oradaki çiçekleri sulayacağız şeklindeki günlük hayattaki normal olaylarla benzetmeler yapılması olayın kabullenişi kolaylaştırırken bir taraftan da durumun kasvetini yumuşatacaktır.

Haberi sabah.com.tr’den okumak için tıklayınız.